Radyoloji

MR MANYETİK REZONANS 

MR (Manyetik Rezonans)

Büyük mıknatıslar ile oluşturulan güçlü manyetik alan içinde radyo dalgaları kullanarak sağlıklı ve hastalıklı dokular arasındaki farklılıkları saptamak ve tanımlamak için kullanılan bir tıbbi tekniktir. Mr sırasında ve sonrasında ağrı ve alerjiye neden olacak bir ilaç kullanımı zorunluğu yoktur.

Ayrıca Emar (MR) uyumlu anestezi cihazları yardımıyla kapalı yerde bulunma korkusu olan hastalarda, yaş olarak çok küçük çocuk ve bebeklerde, içeride hareketsiz kalamayacak hastalarda güvenli bir şekilde çekim yapılabilmektedir.


MR Neden Çekilir?

MR vücudun farklı bölgeleri için farklı amaçlarla çekilebilir. Migren, baş ağrısı, nörolojik rahatsızlıklar, beyin tümörü şüphesi olan hastalarda, epileptik nöbet geçiren hastalarda, göz, kulak, çene eklemi problemi olan hastalarda, omurga problemi, disk kaymaları ve disk fıtığı olan hastalarda, omuz, diz gibi eklemler ve bağların değerlendirilmesinde, spor yaralanmalarında, kalp hastalıklarında, göğüs ve karın iç organ rahatsızlıklarında, kemik yapı rahatsızlıklarında MR' çekimi ve değerlendirmesi yapılabilir.


Özel Avicenna Hastanesi Ataşehir Radyoloji Merkezimizde 1.5 Tesla Gücündeki Güncel MR Cihazımızla Gerçekleştirebildiğimiz Başlıca MR Çekimleri;

  • Beyin, göz, iç kulak ve kulak yapıları, hipofiz, çene eklemi, beyin atardamar ve toplardamar sistemleri gibi kafa bölgesine yönelik incelemeler,

  • Boyun yapısı, gırtlar, yutak, tükürük bezleri, dil ve çevre yapıları,

  • Akciğerler, kalp ve kalple ilişkili büyük damarlar,

  • Karın içi organlar, alt karın bölgesi,

  • Boyun, sırt ve bel bölgesi omurga patolojileri,

  • Omuz, kol, dirsek, el bileği, el, kalça, uyluk, diz, bacak, ayak bileği ve ayak gibi uzuvların ve eklemlerin incelemeleri

  • Tüm vücut anjiografi

  • MR spektroskopi,

  • Kranial ve abdominal diffüzyon görüntüleme,

  • MRCP, MR pyelografi ve MR myelografi.

  • Kinematik incelemeler,

  • Tüm vücut metastaz tarama

  • Dinamik doku ( karaciğer, meme, tümör ) MR

  • Bölgesel MR anjiografik incelemeleri


 BİLGİSAYARLI TOMOGRAFİ

       Bilgisayarlı tomografi x ışını kullanılarak vücudun incelenen bölgesinin kesitsel görüntüsünü oluşturmaya yönelik radyolojik teşhis yöntemidir. İnceleme sırasında hasta bilgisayarlı tomografi cihazının masasında hareket etmeksizin yatar. Masa manuel ya da uzaktan kumanda ile cihazın “gantry” adı verilen açıklığına sokulur. Cihaz bir bilgisayara bağlıdır. X ışını kaynağı incelenecek hasta etrafında 360 derecelik bir dönüş hareketi gerçekleştirirken “gantry” boyunca dizilmiş dedektörler tarafından x ışını demetinin vücudu geçen kısmı saptanarak elde edilen veriler bir bilgisayar tarafından işlenir.

       Sonuçta dokuların birbiri ardı sıra kesitsel görüntüleri oluşturulur. Oluşturulan görüntüler bilgisayar ekranından izlenebilir. Görüntüler filme alınabilir ya da optik disklere aktarılabilir  Ayrıca görüntüler bilgisayar tarafından   birbirine dik eksenlerde  yeniden formatlanarak  3 boyutlu görüntüler oluşturulabilir. Teknolojik ilerlemeler  sanal endoskopi yapma olanağını oluşturmaktadır. Bu şekilde lümeni olan organlarda (Soluk borusu  , mide , ince ve kalın bağırsak  idrar yolları damarların  üç boyutlu  görüntülerini oluşturmak mümkün olmaktadır Bilgisayarlı tomografi organların , yumuşak doku ve kemiklerin şekil ve yerleşimini açıkça gösterir. BT fikri ilk kez 1963 yılında Cormak tarafından ortaya atılmış BT ile ilgili ilk uygulamalar 1967 yılında G.. Haunsfield  tarafından gerçekleştirilmiştir. 1971 yılında ilke kez İngiltere’ de hastane şartlarında uygulanmaya konmuştur.

       Ülkemizde ise 1976 yılında ilk kez Hacettepe Üniversitesinde kurulmuştur. İlk BT cihazlarında tek kesit almak için 4-5 dakika gerekirken şimdiki BT cihazlarında ( Spiral ve Multislice BT ) ‘ bir saniyenin çok altına düşmüştür. Multislice CT` ile 10 saniye içinde tomografi, kalp anjiyografisi, tüm toraks ve batın tetkikleri yapılabilmektedir. Tomografi yüksek çözümleme yaparak farklı yoğunluktaki  dokuları, ödem ile kanamayı  birbirinden ayırt edebilmektedir.  

       BT tetkikleri için batın incelemeleri dışında genellikle bir ön hazırlık gerekmemektedir. Batın incelemeleri için hastalardan mide ve bağırsakların daha iyi görüntülenebilmesi için tetkikten birkaç saat öncesinden ilaçlı su içmesi istenir.Ayrıca incelenilmeye başlanırken damardan kontrast madde verilebilir. Bilgisayar teknolojisindeki gelişmelere bağlı olarak BT cihazları sürekli bir evrim geçirmekte yalnız tanı amaçlı değil tedavi amaçlı girişimsel işlemlerde de kullanılmaktadır.

ULTRASONOGRAFİ (USG – US)

       Ultrason, insan kulağının işitemeyeceği kadar yüksek frekanslı ses dalgalarını kullanarak yapılan bir tanı yöntemidir. Ultrasonografide görüntüleme puls-eko prensibine dayanır. İnceleme sırasında transüder ( Prob) dediğimiz aletler kullanılır . Hasta sırtüstü yatar. Cilt üzerine jel sürülür. "Prob" adı verilen cihaz ile karın içindeki organlar cilt üzerinden incelenir Cihazdan gönderilen ses dalgalarının dokuda yayılımı sırasında  sesin bir bölümü farklı yapıdaki dokuların yüzeyinden yansıyarak transüdere geri yansır.  Bu nedenle farklı yansımaların olduğu yapılar, farklı görüntüler verirler. Normal yapılar içindeki bir solit kitle ya da kist, ses demetlerini farklı şekillerde yansıttığı için farklı yapıda gözlenir ve tanı konulur. Ultrasonografide X ışını radyasyonu olmadığından hamilelikte  kullanılmaktadır.

       Ultrasonografi  batın (Karaciğer, safra kesesi, pankreas, dalak, böbrekler, mesane, yumurtalıklar ve rahim gibi karın içi organların )  , gebelik, tiroid, boyun, meme, testis, bebeklerde kranial ve kalça, yumuşak doku, prostat, omuz vb. organ ve bölgelerin görüntülenmesinde kullanılır.

       Karın içindeki organların ultrasonografisi  için hastanın aç olması önerilir.  Ayrıca alt batın organlarından mesane, yumurtalıklar ve rahmin incelenmesi için  idrar sıkışıklığı  olmalıdır. Bugüne kadar gebelikte ve diğer ultrasonografi  incelemelerinde gösterilebilen bir yan etkisi yoktur.

İşlem sırasında elde edilen printer görüntülerinin tanıda çok fazla bir katkısı yoktur.
 Renkli doopler ultrasonografi  ile  atardamar  ( arter )  ve  toplardamar ( ven )  ile ilgili patolojiler inceleniyor. Gebelik doppleri ile fetal gelişme gerilikleri, penil doppler ile impotans, infertilite,  skrotal (testis) ve testis tümörleri ,  enfeksiyonları  ve torsiyon gibi acil durumlar değerlendiriliyor.

GEBELİKTE ULTRASON

       Ultrason gebeliğin değerlendirilmesinde temel inceleme yöntemlerinden biridir. Ultrasonografinin tanı için ses dalgalarını kullanması, anne ve bebek sağlığı için uygun yöntemlerden biri olduğunu göstermektedir.

       İngiltere ve Batı Avrupa’da ilki 18. haftada , ikincisi 33. haftada olmak üzere gebelerde rutin olarak uygulanmaktadır.ABD’de ise daha farklı bir protokol uygulanmaktadır.

           Standart bir gebelik ultrasonunda şu özellikler değerlendirilmektedir:
 1.Gebelik yaşının tayini
 2.Bebeğin pozisyonu
 3.Amnion sıvısının miktarı
 4.Plasentanın yeri ve yapısı
 5.Kalp hareketleri
 6.Tek yada çoğul gebelik olup olmadığı
 7.Büyümenin değerlendirilmesi
 8.Bebeğin anatomisinin gözden geçirilmesi
 9.Rahimde myom varlığı ve yumurtalıklarda kitle araştırılması

       Başın enine çapı ( BPD ), baş çevresi ( HC ) ,Karın çevresi ( AC )  uzun kemik özellikler  uyluk kemiği boylarının ( FL)  ölçümü ile gebelik yaş tayini yapılmaktadır. Elde edilen ölçümler gebenin son adet tarihi ile karşılaştırılarak bebeğin büyümesi değerlendirilmektedir.Eğer ölçümler son adet tarihine göre iki haftadan daha küçük ise bebekte gelişme geriliğinden söz edilmektedir.Gebeliğin ultrasonografik tanısı gebelik kesesinin görülmesiyle konur.Gebelik kesesi en erken transvaginal dördüncü haftada ,transabdominal  beşinci haftada görülür.Gebelik ultrasonografik alarak en iyi şekilde birincisi 16-20, ikincisi 34. haftada yapılan iki inceleme ile değerlendirilir.İnceleme belirli bir sıraya göre yapılır.

       Amnion sıvı miktarının azalması yada artması özellikle bebeğe ait organ anomalilerine eşlik etmesinden dolayı önemlidir. Çoğul gebelikler bütün doğumların %1-2’si oranında görülür. Gebelik ve doğum sonrası ölüm oranı %10-14 arası değişmekte ve bu oran tek gebeliklerdeki oranın 5-10 katıdır. İkiz gebeliklerin düşük doğum ağırlıklı bebeklerin %16’sını oluşturduğu bilinmektedir. Ultrason ikiz gebeliklerin tanısında olduğu kadar sonuçta oluşabilecek komplikasyonların belirlenmesinde de önemli bir rol oynar ve zamanı hakkında geçerli bilgiler verir.

Bebeğin kalp hareketlerinin var olması bebeğin canlı olduğunun bir göstergesi olmasının yanında dakikadaki atım hızının normalden fazla ya da düşük olması bazı problemlerin bir göstergesi olması yönünden önemlidir. Ultrasonografi  ile bebeğin ve plesentanın pozisyonu , bebek hareketleri rahatlıkla ve doğru olarak saptanabilmektedir. Bebeğin ve plesantanın pozisyonu doğum şeklinin saptanmasında önemlidir. Plesentanın doğum yoluna yerleşmesi normal doğumu engelleyeceği için doğum öncesi yerinin bilinmesi faydalı olacaktır. Ayrıca plasentanın büyüklüğü, gebelik haftası ile uyumlu olup olmaması gebeliğin gidişatının birer göstergesidir.Gebelikte ultrasonun önemli faydalarından biri bebekteki organ anomalilerin saptanmasıdır.Organ anomalileri 12-14. haftadan itibaren saptanabilir.Bununla birlikte organ anomalisi araştırmak için yapılacak incelemenin en uygun zamanı 20. haftadır. Organ anomalilerin ultrason ile saptanması, incelemeyi yapan kişinin deneyimi,kullanılan ultrason cihazının kalitesi ile yakından ilişkilidir.Deneyim ve ultarason cihazlarının kalitesinin yükselmesi ile saptanabilir organ anomalisi oranını arttırmaktadır.Organ anomalisinin erken saptanması gerektiğinde gebeliğin sona erdirilmesi açısından önemlidir.Bazı organ anomalileri normal doğuma izin vermemektedir.Bunun önceden bilinmesi ultrason ile mümkündür.Bir çok organ anomalisi ultrasonla tespit edilebilse de, her anomalinin saptanmasının mümkün olmadığı bilinmektedir.

       Annenin yumurtalıklarında ve rahminde gebelik sırası ortaya çıkabilecek veya daha önceden var olan kitlelerin saptanmasında ultrason kullanılan yöntemdir.

       Ultrason bebek cinsiyetinin belirlenmesinde de kullanılmaktadır. Gebeliğin 12.haftasına kadar bebeğin cinsiyetinin ultrasonografi  ile saptanması mümkün olmamaktadır.. 12. haftadan sonra gebelik yaşı  ilerledikçe ,cinsiyetin saptanması kolaylaşmaktadır Amnion sıvısının miktarının az olması , bebeğin uygun olmayan pozisyonu , bazen böbrek kordonu cinsiyetin saptanmasını  zorlaştırmakta yada yanılgılara sebep olabilmektedir.

       Gebelerde %2-3 oranında safra taşı görülmesi ve rahimin idrar yollarına basışı sebebiyle , idrar yollarında genişlemeye sebep olmasından dolayı, gebelerin ultrason incelemeleri annenin safra kesesinin ve böbreklerin incelenmesi ile tamamlanır.

MAMMOGRAFİ

       Meme hastalıkları denilince , öncelikle ilk akla gelen Meme kanserleridir. Meme kanserinden ölümkadınlarda kanser ölümlerinin başında gelmektedir. Bir kadının meme kanserine yakalanma riski en az 10 ‘ da 1 dir.

       Birinci dereceden akrabalarında meme kanseri bulunanlarda, yağdan ve kaloriden zengin gıdalar ile beslenenlerde , şişmanlarda , fazla alkol tüketimi olanlarda , radyasyona maruz kalanlarda (Mamografide kullanılan radyasyon çok düşük miktarlardadır.)Post menopozal hormon replasmanı alanlarda riskin arttığına inanılmaktadır. Meme kanserinin tedavisinin başarılı olmasından erken tanı önemlidir.

       Mammografi memenin filmini çekmeye yarayan özel bir cihaz olup, meme kanserlerinin teşhisinde kullanılan yöntemlerden biridir. Mammografi memenin X ışınları ile incelenmesine verilen isimdir.  İncelemede  hasta mammograf denilen röntgen cihazının önüne oturtulur.Meme X ışınına duyarlı bir levha üzerine yerleştirilir ve sıkıştırılır.

Mamografi iki amaçla yapılır.
1) Tarama amaçlı: Şikayeti olmayan bayanlarda kanserin ortaya çıkarılmasıdır.
2) Tanı Amaçlı yapılmaktadır.

       Meme kanserinde erken tanı hayat kurtarıcıdır. Kendi kendine meme muayene, klinik meme muayenesi gibi mammografide erken tanıda önemli bir yere sahiptir.

       Her iki memede ayrı ayrı açılar değiştirilerek filmler alınır. Mamografi ile incelemelerde emzirme döneminde ve gebelikte yağ azaldığı için küçük kitlelerin ayırt edilmesi güçleşmekte iken, yağ içeriği fazla olan memelerde kitlelerin ayırt edilmesi kolaylaşmaktadır.

       Mamografi hiç bir belirtisi olmayan kadınlarda :
       • 40 yaşında ilk inceleme  (ailesinde kanser öyküsü olanlarda daha erken inceleme yapılır ) 
       • 40-50 yaş arasında bir- iki yılda bir kez (doktor önerisiyle)
       • 50 yaşın üstünde yılda bir kez uygulanmalıdır.

       Memede kitle, göğüs ucu çekilmesi,meme derisinde kalınlaşma ve kızarıklık, memede şekil bozukluğu durumlarında mamografi  uygulanmalıdır. Mamografide ele gelen kitle bazen meme dokusu yoğun olduğunda ve kitle çok kenarda kaldığında saptanamayabilir. Mamografide saptanan bu kitlenin habis yada selim olup olmadığı anlaşılmamaktadır.  Mamografide saptanan ancak klinik ve ultrasonografi ile saptanamayan şüpheli lezyonlarda mamografi ile işaretleme ve mamografi  eşliğinde ince iğne biyosisi yapılmaktadır.

       Ultrasonografi tarama testi olarak yeterli değildir. Kist yada solit ayrımı yapmada ve ve mamografide ve fizik muayenede tespit edilen kitlenin tanımlanması için kullanılır. Ultrasonografi 30 yaşın altında ele gelen kitlesi olan genç bayanlarda tercih edilmelidir. Ayrıca gelişen teknoloji ile Dinamik Magnetik Rezonans ileri tetkik olarak kullanılmaktadır. Mamografi incelemesinin , göğüslerin en az hassas olduğu zamanlarda,  adet bitimi sonrasındaki haftada çekilmesi önerilir . Çekilecek filmi etkilememesi amacıyla koltuk altı deodorantları  pudra  vb. maddeler kullanılmamalıdır.

Sonuç olarak;

Mammografi meme kanseri tanısında kullanılan uygun yöntemlerden biridir. Mamografi uygulaması klinik muayene ile birlikte ele alındığında kanser gibi ölümcül hastalıkların erken teşhisini sağlayabilmektedir. Mamografinin yeterli olmadığı durumlarda ileri tetkiklerden faydalanılır.

 

 Son Güncelleme Tarihi: 03.04.2018


Uzm.Dr. Ekrem ÖZTEKİN

Uzm.Dr. Ekrem ÖZTEKİN